23 Ocak 2018 Salı

Hamilelikte cinsel ilişkinin 9 faydası
Hamilelik döneminde cinsel hayatınızı dokuz ay boyunca askıya almayın. Gebelik boyunca aktif cinsel yaşamın hem anne hem baba, hatta bebek için bile faydaları var.

Birçok erkek yanlış bir inanış nedeniyle bebeğe ve anneye zarar veririm düşüncesiyle hamilelik döneminde eşiyle cinsel ilişkiye girmiyor. Hatta birçoğu, hamilelikte eşiyle ilişkiye girememesini aldatma gerekçesi yapıyor.

Aslında doktorunuz aksi yönde bir tavsiyede bulunmadığı sürece, gebelikte cinsel ilişkiye girmek tamamen güvenli.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, eğer gebelik esnasında; açıklanamayan vajinal kanama, amnios sıvısının gelmesi, rahim ağzı yetmezliği, bebeğin eşinin aşağıda olması, daha önce erken doğum, çoğul gebelik gibi hamileliği tehlikeye düşürecek bir durum yoksa hamileliğin her döneminde cinsel ilişkiye girilebileceğini söylüyor.

"Önemli olan yavaşça hareket etmektir" diyen Op. Dr. Betül Görgen, kuruluk, ekstra hassas serviks ve cinsel ilişki sonrası lekelenme gibi sebepler yüzünden gebelikte cinsel ilişki sırasında dikkatli hareket etmek gerektiğine işaret ediyor.

Op. Dr. Betül Görgen, dokuz aylık gebelik boyunca cinselliğe zaman ayırmanızı gerektirecek dokuz sebep ve gebelikte cinsel ilişkinin dokuz faydasını şöyle anlattı.

ORGAZMIN ARDINDAN DAHA İYİ BİR UYKU
Gebeler, hamileliğin her döneminde uyku sorunları yaşayabilirler. Özellikle, sık tuvalete gitme ihtiyacı gebeliğin ilk üç aylık döneminde oldukça rahatsız edicidir. Son üç aylık dönemde de anne adayı, iyice büyümüş göbeğinden dolayı rahat uyuyamayabilir. Bazı kadınlar da gebelikteki hormonal değişikliklerden kaynaklı uykusuzluk problemi yaşarlar. Seks bütün bu uyku sorunlarını ortadan kaldırabilir, çünkü orgazmın hemen arkasından prolaktin hormonu salgılanır, bu da kişinin rahatlamış ve uykulu bir hale girmesine yardımcı olur. Gece uykusunu güzel almış bir anne sabah daha enerjik bir anne demektir.

SEKS AĞRILARINIZI ENGELLER
Birçok gebe bütün gün boyunca gece kendilerini yatağa atmanın hayalini kurar ama günün sonunda yataklarına kavuştuklarında, orada da rahat edemediklerini fark ederler. Çabuk büyüyen rahim genel olarak vücuda büyük yük yükler, bu da bazen ağrılara sebep olur. Ama seks bu ağrıları engelleyebilir. Orgazm sırasında "sevgi hormonu" olarak da bilinen oksitosin hormonu salgılanır ve bu hormonun ağrıyı engelleme ve ağrı toleransını arttırma gibi özellikleri vardır.

SIK SIK SEKS DAHA AZ HASTALIK
Herkes bağışıklık sisteminizi nasıl güçlendirebileceğiniz konusunda bir şeyler söyler. Bilimsel araştırmalara göre sık sık seks yapan insanlar daha az hasta oluyor. Gebe kadınlarda normale göre zaten baskılanmış bir bağışıklık sistemi vardır. Seks, vücutta hastalıklara karşı savaşan antikorların sayısını arttırır ve bu sayede minik bebeğinizi beklerken en son başınıza gelmesini isteyeceğiniz hastalıklardan korunmuş olursunuz.

DAHA AZ ALTA KAÇIRMA İHTİMALİ
Birçok kadının gebelikleri sürecince hiç beklemedikleri bir anda, öksürdüklerinde, güldüklerinde ya da bir şeye şaşırdıklarında, altlarına kaçırdığı olmuştur. Pelvik tabanınız, leğen kemiğinizdeki tüm organları tutan bir tramboline benzer ve mesanenin kontrolüne yardımcı olur. Seks yapmak pelvik tabanınızı güçlendirmeye yardımcı olur. Orgazm pelvik kaslarda kasılmalara sebep olur. Keyif veren bir egzersiz yapmış gibi olursunuz. İdrar yaparken, idrar akışını durdurmak için kullandığınız kaslar pelvik taban kaslarıdır.

CİNSEL İLİŞKİ KAN BASINCINI DÜŞÜRÜR
Gebelik boyunca sağlıklı beslenme kan basıncının istenen düzeyde kalmasına yardımcı olur ama bilimsel araştırmalar cinsel ilişkinin de sistolik kan basıncını (büyük tansiyon) düşürmede etkili olduğunu göstermiştir. Tansiyonunuzun istenen düzeyde olması bebeğinizin ve sizin sağlığınız ve gebeliğinizdeki riskleri azalttığı için önemlidir. Sağlıklı kan basıncı sizi doğum için suni sancı (indüksiyon) almaktan ve hatta sezaryen ameliyatı olmaktan koruyabilir.

ORGAZM RUH HALİNİZİ İYİLEŞTİRİR
Anne adayları bazen gebeliğin zorluklarından bunalabilirler. Yorgunluk hissi ve bir türlü rahat edememek genel ruh halinizi kötü yönde etkileyebilir. Cinsel ilişki sırasında orgazmla hem anne hem bebek için faydalı olan endorfin hormonu salgılanır, bu da ruh halinizin iyileşmesine yardımcı olur. Ayrıca oksitosin hormonu da anne ve baba arasında sevgi ve yakınlığı arttırarak daha mutlu bir ilişkiye kapı aralar. Orgazmın bu kadar faydası olduğunu muhtemelen bilmiyordunuz.

DAHA AZ STRES
Bir çiftin hayatında bebeklerini bekledikleri dönem hep güzel hatırlanacak bir zaman dilimi olmalıdır ama bu dönemin strese sebep olduğu zamanlar da vardır. Yine strese karşı orgazm bir rahatlama kaynağıdır. Oksitosin ve endorfinler beyindeki haz merkezlerini harekete geçirir, bu da gerginlik, stres ve hatta depresyonun azalmasını sağlar.

DOĞUM KASILMALARINI BAŞLATIR YA DA İLERLETİR
Meninin içinde prostaglandinler denen rahimin açılmasına ve yumuşamasına yardımcı olan bileşenler vardır. Orgazm sırasında da çok fazla oksitosin hormonu salgılanır. Bu hormon aynı zamanda kasılmalara sebep olan ve bebeğinizin rahim kanalından geçerek dünyaya gelmesine yardımcı olan hormondur. Vücudunuz doğuma hazırsa, cinsel ilişkide bulunmak doğum kasılmalarının başlamasını tetikleyebilir. Kasılmalar başladığında, eşinizle beraber bu kasılmaları karşılıyorsanız onunla yakın hareket ediyor olmaktan ve salgılanan yüksek oksitosin nedeniyle cinsel olarak uyarılmış olabilirsiniz. Gebelik kesesi açılmadığı ve anne adayının suyu gelmediği sürece, doğum kasılmaları sırasında cinsel ilişkiye girmek tamamen güvenlidir ve hatta doğum için de faydalıdır. Kulağa biraz tuhaf geldiği için birçok çift böyle bir şeyi denemeyi akıllarından bile geçirmez. Fakat kasılmalar sırasında cinsel ilişki doğumu ilerleterek, bebeğin dünyaya daha çabuk gelmesini sağlayabilir.

DAHA ÇABUK İYİLEŞME
Gebelik sürecince güçlendirilen pelvik taban kasları, bebeğin doğumundan sonra da annenin daha hızlı iyileşmesine yardımcı olur. Güçlü bir pelvik taban bebeğin doğumunu kolaylaştırır, iyileşme süreci de daha az ağrılı olur.

Yine de doktorunuza mutlaka gebeliğiniz boyunca cinsel ilişkinin sizin için güvenli olup olmadığını konusunu danışın. Unutmayın, eğer güvenliyse, bu dönemde cinsellikten uzak kalmamanız için dokuz sebebiniz var.

Hamilelikte bazı kadınların cinselliğe olan ilgisi artarken, bazılarının da azaldığını anlatan Op. Dr. Görgen, anne adaylarına "Size doğru gelen ve sizi rahat ettiren neyse onu yapın" tavsiyesinde bulunuyor. Erkeklere de seslenen Görgen, "Eşler, lütfen anne adaylarını rahat ettirmeye dikkat edin. Hamilelikte ilişkiye girilebiliyormuş diyerek istemediği halde eşinizi ilişkiye zorlamayın" diyor.

En sık yapılan 5 cilt bakım hatası
Cildimiz, vücudumuzda bulunan en büyük organdır ve maalesef zarar görmeye son derece açıktır! Kirlilik, koruyucusuz güneş ışınlarına maruz kalmak ve yanlış cilt bakımı gibi nedenlerle, cildimiz ciddi ölçüde yıpranabilir. 

Cildimizin yaşayan bir organ olduğunu zaman zaman unuttuğumuzu söyleyen Herbalife Global Dış Beslenme Ürün Eğitmeni ve Dış Beslenme Ürün Pazarlama Direktörü Jacquie Carter; "Yanlış temizleyici kullanmak, güneş ışığına fazla maruz kalmak, aşırı peeling, sivilceleri sıkmak ve yeterince dinlenmemek en sık yapılan 5 cilt bakım hatası arasında arasında sayılabilir" dedi

Herbalife Global Dış Beslenme Ürün Eğitmeni ve Dış Beslenme Ürün Pazarlama Direktörü Jacquie Carter sadece kadınların değil erkeklerin de en sık yaptığı cilt bakım hatalarını anlattı.

1. Yanlış temizleyici kullanmak
Cildi temizlemek, cilt bakımının ilk aşamasıdır ve temizleyici seçimi çok önemlidir! Pek çok insan yüzünü rastgele bir sabunla yıkama hatasına düşer. Vücudunuzu temizlemek üzere üretilen pek çok sabun, yüzünüz için yeterince nazik olmayan temizlik maddeleri ve yoğun kokular içerir. Bu sebeple cildinizin ne tür bir temizleyiciye ihtiyacı olduğuna karar vermek için cildinizi test edin ve sizin için doğru temizleyiciyi kullanın.

2. Güneş ışığına fazla maruz kalmak
Hoş bir bronzluğun sağladığı güzel görünümü ve yaz güneşinin bıraktığı parlaklığı hepimiz çok severiz. Fakat burada sorun yaratan, bu görüntüye kavuşmak için yaptıklarımız. Bu nedenle güneş yağını bir kenara bırakıp ve güneş koruması sağlayan bir losyon kullanın. Cildimizi güneşin zarar veren UVA ve UVB ışınlarından korumak son derece önemlidir. Bu ışınlar cildimizi yakar ve erken yaşlanmanın önemli nedenlerinden biridir. Güneş losyonları, cildinizi korumanız için gereklidir ve güneş losyonu olmadan asla güneşe çıkmamalısınız.

3. Sivilceleri sıkmak
Ne zaman bir sivilceyle oynasanız, sorunu daha da büyütme riskini alıyorsunuz. Bakterilerin yüzünüzün başka kısımlarına da yayılmasına neden olabilirsiniz. Rahatsız edici bulduğunuz o küçük nokta daha da büyüyebilir ve kızarabilir. Yalnızca bununla da kalmayıp, kalıcı bir yaraya
dönüşebilir. Her ne olursa olsun, lütfen sivilcelerinizi sıkma isteğine karşı koyun ve sabırlı davranarak bu fırtınanın dinmesini bekleyin.

4. Aşırı peeling
İyi bir peeling işlemi sonrasında cildimizin aldığı görünümü hepimiz çok severiz. Ancak haddinden fazla peeling uygulamak cildinize zarar verebilir. Yüz ve vücudu ölü derilerden arındırmak, düzenli
olarak uygulanması gereken bir işlemdir. Ancak bu işlemi uygularken nazik olmamız gerekir. Cildimizin yaşayan bir organ olduğunu unutmamalı ve dikkatli davranmalıyız.

5. Yeterince dinlenmemek
Uykusuzluğun ve stresin cildinizde yaratabileceği olumsuz etki düşündüğünüzden fazladır. Cildimiz parlaklığını ve canlılığını kaybeder ve gözlerimizin altındaki halkalar daha koyu ve belirgin bir hal alır. Stres, cildimize zararlı bir başka etkendir. Bu nedenle cildimizi düşünüp, iyi uyuyalım ve gevşeyip rahatlamaya bakalım.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Kusursuz Kaşlar Artık Mümkün!
Kalın kaşların moda olması ile birlikte, seyrek kaşlı kadınlar istedikleri görüntüyü yakalamakta güçlük çekiyor. Makyaj malzemelerinde çözüm bulamayan kadınların imdadına yetişen 3 boyutlu kıl tekniği microblading uygulaması ile her kadın kusursuz kaşlara ve etkileyici bakışlara sahip oluyor.

Kaşlar kadının güzelliğini, yüz ifadesini ve güçlü bakışlarını etkileyen önemli detaylardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Kaşı olmayan ya da seyrek kaşı olan, makyaj malzemeleri ile istediği görüntüyü yakalayamayan kadınların en çok tercih ettiği yöntem; kıl görünümü efekti veren 3 boyutlu uygulama tekniği microblading oluyor.

Microblading uygulamasını Türkiye'ye ilk getiren Kalıcı Makyaj ve Güzellik Uygulamaları Uzmanı Emsal Doğan, doğru ellerde yapılan ufak dokunuşlarla, kusursuz kaşlara ve etkileyici bakışlara sahip olmanın mümkün olduğunu belirtiyor.

Doğal Kaştan Ayırt Etmek İmkânsız

Microblading 3D Kıl tekniği uygulamasının ne olduğunu açıklayan Doğan, "Steril ve tek kullanımlık bir iğne ile doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına yerleştirilmesidir. Microblading yönteminde kullanılan boyalar organiktir ve yarı kalıcıdır. 1 yıla kadar kalıcı uygulama ile kaşları gerçek kaştan ayırt etmek oldukça zordur. İşlem 3 seansta tamamlanmaktadır." dedi.

Modaya Göre Değil Yüz Şekline Göre Kaş Yapılmalı

Doğru kaşın, kişinin kendine yakışan kaş olduğunu vurgulayan Emsal Doğan, "Bir kaş moda oluyor, ardından kadınlar elinde fotoğrafla gelip bana bunu yap diyor. Her kadına her kaşın yakışmayacağını, bir şeyi moda diye yapmanın doğru olmadığını onlara anlatmaya çalışıyorum. Kaş rengi, saç rengi, ten rengi ve kemik yapısı doğru kaş şeklinin verilmesinde çok önemli. Kaşı yaparken altın orana bakıyor, ölçümler yapıyoruz." açıklamasında bulundu.

Kalıcı Makyajlardan ve Dövme Uygulamalarından Farklı!

Microblading uygulamasının dövmeden farklı olduğunu belirten Doğan, "Kadınlar genellikle microbladingi dövme uygulaması gibi sandıkları için yaptırmaya korkuyorlar. Malzeme ve işlem olarak ikisi son derece farklı uygulamalar. Kalıcı kaş uygulamaları ve dövmelerde sonradan renk değişikliği oluyor. Çevrenizde dövme yaptıran kadınların, kaşlarının mavileşmesi ve kırmızılaşmasından şikâyet ettiklerini görürsünüz. Microblading uygulamasında böyle bir durum yaşanmıyor." dedi.

Dikkat! Ya Değiştirmek İsterseniz?

Microblading uygulamasını tercih etmenin nedenlerini açıklayan Emsal Doğan, "Kaşınız 1 sene boyunca doğal bir görüntüde kalıyor. 8 ay sonra kaşım kırmızıya ya da maviye döndü gibi bir sorunla karşılaşmıyorsunuz. Ayrıca moda değiştiğinde, kaşınızı inceltmek, saçınızın rengini değiştirmek istediğinizde, hep aynı kaşı kullanmaktan sıkıldığınızda, size ikinci bir şans veriyor gibi düşünebilirsiniz." ifadelerini kullandı.

35 yaşından önce yumurta dondurmak avantajlı mı?
Günümüzde eğitim ya da kariyer planları nedeniyle birçok kadın anne olmayı erteliyor. Ancak gelişen teknoloji sayesinde yaş ilerledikçe yumurta rezervi azalan kadınlarda erken dönemde yumurta dondurma uygulaması ile üreme potansiyeli korunabiliyor. 

Memorial Ataşehir Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Başkanı Doç. Dr. Cem Demirel, yumurta dondurma işlemi hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı.

Yumurta dondurmak isteyen kadınların sayısı giderek artıyor
Kadın yumurtalarının toplanarak "vitrifikasyon" denilen yöntem ile dondurulması ve saklanması, günümüzde yardımcı üreme teknikleri laboratuvarlarında gittikçe artarak yapılan bir işlem halini almıştır. Bu yöntem ile dondurulup daha sonra istenilen zamanda çözünen yumurtaların yüzde 85'i çözme işleminden sonra canlılıklarını muhafaza etmektedir. Bu yumurtalar ile sağlanan hamileliklerin taze yumurta ile elde edilen normal hamileliklerden hiçbir farkı yoktur.

35 yaş öncesinde daha fazla yumurta toplanabiliyor
Doğurganlığın korunması için yumurtalarını dondurmak için başvuran kadınların çoğu 35 yaş üzerindedir. Ancak 35 yaşından önce yumurta dondurulduğunda sonuçlar çok daha iyi olmaktadır. Kısacası yumurta dondurulması ne kadar erken yaşta yapılırsa o kadar daha fazla başarı sağlamaktadır. 35 yaş öncesi kadınlardan daha fazla yumurta toplanmakta ve dondurulmaktadır. Canlı kalım ve gebelik oranları da yumurta donasyonuna benzer şekilde yüksek seyretmektedir. Yaş ilerledikçe kadınlar daha az yumurta üretir ve dolayısıyla dondurmak için de daha az yumurta toplanabilir. Yumurta dondurmanın 35 yaştan daha genç kadınlarda daha yüksek şans verdiği ve başarılı olduğu bir gerçektir. Ancak 37-38 yaşında bir kadında başarı şansı hala 40 yaş ve üstü kadınlardan çok daha biraz daha fazladır.

Özellikle çalışan kadınlara kolaylık sağlıyor
Yumurtaların vitrifikasyon ile dondurulması, üreme hücrelerini ileride hamile kalmak için kullanmak isteyen ve böylelikle fertilitelerini korumak isteyen özellikle çalışan kadınlar için büyük bir avantajdır. Bunun yanı sıra en çok fayda görecek olan kansere yakalanıp göreceği kemoterapi ya da radyoterapi nedeniyle yumurtalarını kaybetme riski taşıyan kadınlardır. Ya da kansere yakalanmasa da potansiyel olarak yumurtaları yok eden gonadotoksik tedavi görecek kadınlar da tercih edebilir. Yumurta dondurma, kanser dışında başka nedenler ile yumurtalık fonksiyonlarının olumsuz etkilenmesi riskine karşı da bir tedbir olarak görülebilir. Örneğin; endometriozis ya da erken menopoza neden olabilecek durumlarda hastalığın niteliği, kadını erken menopoza sokma riskini beraberinde getirmektedir.

Dondurma işlemi, yaşı ilerleyen kadınların stresini azaltıyor
Yaşın ilerliyor olması doğurganlığın kaybı için en önemli etkendir. Bu grubun içine henüz evlenecek bir eş bulamamış olan kadınlar, iş ve kariyer planlaması için gebeliği geciktirmek zorunda olan kadınlar da girmektedir. Farklı nedenlerle bebek sahibi olmayı ileri yaşlara bırakan kadınların çoğu bu konu ile ilgili olarak kendini baskı ve stres altında hissetmektedir. Yumurta vitrifikasyonu; yani dondurma işlemi kadınların üzerinden bu stresi bir nebze de olsa azaltabilmektedir.

En az 8-10 döllenebilir yumurta dondurulmalı
Yumurta dondurma konusunda en sık karşılaştığımız soru, ileride gebelik şansını en yüksek düzeye çıkarmak için kaç yumurta dondurulması gerektiğidir. Aslında bu konuda her yaş için farklı bir sayı vermek gerekir. Çünkü yaş ilerledikçe yumurtaların kromozom sayıları bozulmaktadır. Örneğin 40 yaşta, yumurtaların yüzde 80'i kromozomal olarak bozuktur. Ne kadar çok yumurta dondurulabilirse, gebeliğe ulaşma şansı da o kadar artacaktır. Fakat bilimsel çalışmalar bu konuda başarıyı yakalayabilmek için en az 8-10 olgun döllenebilir yumurtanın dondurulup saklanması gerektiğini göstermektedir.

21 Ocak 2018 Pazar

Vajinismus hakkındaki en yaygın 9 yanlış inanış
Kadınlarda görülen cinsel fonksiyon bozukluklarından biri olan "vajinismus" hakkında o kadar çok yanlış inanış var ki bunlar tam da evlilik sezonunda genç hanımların kabus yaşamasına neden olabilir. Bu durum ilişkiye gireceğiniz varsa da girmenize engel olabilir.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, vajinismus hakkındaki en yaygın dokuz yanlış inanışı ve doğruları anlattı.

VAJİNİSMUSU OLAN KADINLAR FRİJİDTİR!
Bu tanım, cinsel soğukluk - cinsel isteksizlik anlamına gelen, kırıcı bir terimdir. Vajinismus olan çoğu kadının cinsel istek konusunda sorunu yoktur. Seks esnasında acı duyan ve rahatsız olan bir kadının, cinsellikten kaçınması doğaldır.

VAJİNİSMUS ZAMANLA DÜZELİR!
Vajinismus, kendiliğinden düzelmez. Tedavi olmayı gerektirir. Erken tedaviye başlanması, sonucun daha çabuk alınmasını sağlar. En kötüsü bu durumu kabullenerek yaşamaya devam etmektir ya da çoğunluğun kendisi gibi olduğunu düşünmektir.

KENDİNİ ZORLAYARAK DA OLSA DENEMEYE DEVAM ETMEK GEREKİR!
Ağrı ve rahatsızlık varken ilişkiye girmeye çalışmak, sadece durumu daha da kötü yapar. Zorlamanın yararı yoktur. Tedavi sürecine girene kadar cinsel ilişki denemesi yapmamak gerekir.

VİTAMINLER, GEVŞEME, ALKOL, CİNSEL İÇERİKLİ FİLM İZLEMEK VAJİNİSMUSU TEDAVI EDER!
Bunların hiçbiri vajinismusu tedavi etmez. Ancak ana tedaviye destek olabilir.

SEKS SIRASINDA AĞRI OLMASI, BEKLENEN BİR DURUMDUR!
Belki ilk cinsel ilişkide biraz rahatsızlık duyulabilir ama devam eden ağrılı cinsel birliktelik normal değildir, tedavi gerektirir.

VAJİNANIN DAR OLMASI VAJİNİSMUSA YOL AÇAR!
Vajinismusta, vajinal kasların istemsiz kasılması söz konusudur. Bu durum, cinsel ilişkiyi imkansız kılar. Normal bir kadında, vajina fiziksel olarak ilişkiye engel olmaz ve esneme kapasitesine sahiptir.

VAJİNİSMUS TEDAVİ EDİLEMEZ!
Tamamiyle yanlış, vajinismus yüksek oranda tedavi edilebilir.

CERRAHİ MÜDAHALE SORUNU ÇÖZEBİLİR!
Vajinismusu tedavi edecek cerrahi bir uygulama yoktur. Tedavi ancak bir program dahilinde yapılabilir. Nadiren cerrahi müdahale gerektirebilecek durumlar olsa da bunlar çok nadirdir.

VAJİNİSMUSLU KADINLAR GEÇMİŞTE CİNSEL İSTİSMARA UĞRAMIŞLARDIR
Vajinismusun altında yatan fiziksel ve duygusal pek çok sorun olabilir. Cinsel istismar bunlardan sadece biridir.

Stresinizi yenin kilo verin!
Stres üzüntü insana kilo aldırır mı? Evet, aldırır!!! İç hastalıkları uzmanı Dr. Ayça Kaya, stresin vücudumuza neden kilo aldırdığı ve alınacak önlemlerle ilgili bilgi veriyor.

Stres ve üzüntüde vücudun savunma hormonu olan 'kortizol' salgısı artar. Kortizol salgısı arttığında vücutta yemeye karşı dur diyen Leptin hormonun etkisi azalır. Bu da iştah artışı olarak yemeye karşı istek olarak karşımıza çıkar.

Uzun süren stres üzüntü vücudumuza nasıl zarar verir?
Vücutta kortizol hormonu arttığı için tansiyon da beraberinde yükselir. Üzüntülü insan dışarı çıkmak istemez. Hareket düzeyi azalır. Bu durumda insülin direnci artar, karın ve göbek bölgesinde yağlanma ortaya çıkar.İnsülin direnci vücut yağlanmasının fazla olmasına vücut yağlanmasının artışı diyabete neden olur. Bu durum stres-şişmanlık ve diyabet kısırdöngüsü olarak ortaya çıkar. Kan yağları yükselir. Stresli insan uyku problemleri yaşar. Uykusuzluk gün içinde halsizlik ve yorgunluk yapar.

Stresli zamanlarda elimiz neden lahanaya yoğurda turşu ya değil de çikolataya pastaya gider?
Özellikle şeker oranı yüksek yiyecekler vücutta endorfin düzeyini arttırdığı için de stresli anlarımızda elimiz lahana, brokoliye, yoğurda, değil de çikolataya pastaya gider. Bununla birlikte pasta ve çikolatalar hep mutlu anlarda yendiği için bu yiyeceklerin yenmesi mutluluğa çağrışım yaptırır.

Stresi ve üzüntüyü yönetmek kiloyu yönetmenin ilk adımlarından biridir.

İşte Dr. Ayça Kaya'dan size stres ve kilo yönetimi ile ilgili püf noktalar;

• Strese girdiğinizde kendinize yapılacak ilk şey kuralı koyun. Bu kural asla mutfak ve yemekle ilgili olmasın. Çok sevdiğiniz bir arkadaşınızı arayıp onunla dertleşebilirsiniz. Çünkü acılar ve üzüntüler paylaşıldıkça azalır.
• Açık havada yürümek en iyi terapilerden biridir. Oksijen ve güneş ışığı iyilik hormonu seviyenizi arttırır. Aktivite düzeyi ne kadar yoğun olursa kişi kendini o kadar iyi hisseder. Her gün en az 30 dakika yürümeyi ihmal etmeyin.
• Stres ve üzüntü nedeni ile eliniz abur-cubura gidiyorsa, lütfen gitmesin! Hemen bir bitki çayı demleyip içebilirsiniz. Ihlamur, papatya, kuşburnu, tarçın, karanfil gerginliğinizi alır.
• Ruhsal durumumuzu etkileyen en önemli kimyasallar Serotonin ve Dopamindir. Bu kimyasalların yapıtaşı ise B gurubu vitaminlerdir. Tam tahıl ürünleri, yumurta, muz,yeşil yapraklı sebzeler, fındık, badem, ceviz gibi yağlı tohumlar B gurubu vitaminler açısından zengindir. Günlük beslenmenizde mutlaka bulundurun.
• Süt, yoğurt ve ayran içerdiği laktik asit sayesinde vücudu gevşetir. Sakinlik sağlar.
• C vitamini yüksek besinlerin de vücudu gevşettiği biliniyor. Yeşil yapraklı sebzeler, kivi, havuç, turunçgiller ve yeşil biber bu açıdan çok faydalı.
• Kahve içerdiği kafein nedeni ile çok içilirse çarpıntı yapabiliyor ve stresi arttırabiliyor.
• Beyaz şekerle yapılmış her tür tatlı, kek, kurabiye gibi yiyecekler şeker dengesizliği yapabiliyor. Acıkmayı arttırıyor ve kilo alımını kolaylaştırıyor.
• Cips, bisküvi , şarküteri ürünleri gibi şekerli ve yağlı yiyecekler de tansiyonu arttırıyor. Artan tansiyon stresi daha da arttırıyor. Stres arttıkça yağlanma oranı da yükseliyor.

20 Ocak 2018 Cumartesi

Türk erkeğinin ayrılık klişeleri
Evlenmemek için kıvranan Türk erkeğinin komik ayrılık gerekçeleri.

Dikkat! Bu gerçekleri sıralamaktaki amaç, evlenmeme hakkını kullanan erkeği karalamak değildir. Tek gaye, gerçek duygularını ifade etmek yerine yalan söyleyen, bu yalanları da yüzüne gözüne bulaştıran erkeği en azından biraz yaratıcı olmaya davet etmektir.

Sen daha iyilerine layıksın

Çok merak ediyorum. Ben daha iyilerine layıksam sen kimlere layıksın? Bunca zaman bana layık olmadığını bildiğin halde niye benimle oyaladın kendini? Bırak beni sana yazık olmadı mı?

Ben sana göre değilim

Soru 1: Neden?
Soru 2: Bunu tam olarak ne zaman anladın?

Peki sen kime, kimlere göresin! Bana başka kadınlarla ilgili olan kısmı değil, seninle ilgili olan kısmı anlat. Niye? Akla yakın birkaç sebep sırala.

Benden koca olmaz

Bu cümleyi direkt şöyle çevirmek gerekir: Senden koca değil hiçbir şey olmaz! Benim de seninle işim olmaz!

Evliliğe hazır değilim

Ana rahminden çıkamamış Türk erkeğinin evliliğe hazır olması zaten skandaldır. Hazır hissettiğini söyleyenlere de dikkat etmek gerekir. Zira kendine bir hayat arkadaşı değil yeni bir anne arama ihtimali yüksektir!

Baba olmaya hazır değilim

Hoppala! Evlenmek eşittir çocuk mu? Belki çocuk istemiyor kadın, sadece evlenin istiyor. Olamaz mı? "Seni galiba sevmiyorum, sanki Nazlı daha güzel" diyemiyorsun. "Bu sene de bekâr gezelim" demeye dilin varmıyor. "Annemlerin evinde çok rahatım ya" desen hiç olmaz. Ama böyle de kafasını vitrinin altına saklayınca görünmediğini sanan poposu dışarıda kalmış kediye benziyorsun. Ve bilesin, onun kadar sevimli değilsin!

Hızlı kilo vermenin pratik yolları!
Hızlı kilo vermek için uygulamanız gereken yöntemler

Siz de düzenli yaptığınız bu egzersizin kalitesini vücutta oksijenli bir ortam yaratarak artırabilirsiniz. Verdiğiniz kilodan çok daha ince görünme şansına sahip olabilirsiniz. Burada egzersiz süresince her 20 dakika da bir 250 ml. su içmek de egzersizi daha uzun süre yapabilme kapasitesini sağlayacaktır.

Sağlıklı ama hızlı mı kilo vermek istiyorsunuz?

Çünkü vücuttaki yağ dokusu daha fazla oksijene ihtiyaç duyar. Bu, enerji için gerekir.

Siz de düzenli yaptığınız bu egzersizin kalitesini vücutta oksijenli bir ortam yaratarak artırabilirsiniz. Verdiğiniz kilodan çok daha ince görünme şansına sahip olabilirsiniz. Burada egzersiz süresince her 20 dakika da bir 250 ml. su içmek de egzersizi daha uzun süre yapabilme kapasitesini sağlayacaktır.

Unutmayın bol su ve burundan nefes alıp vermek yeterli. Bileşenleri içermesiyse yüksek antioksidan kapasitesi ile vücut bağışıklık sistemini dengeleyerek kilo veriminde oluşan oksidatif stresi de ortadan kaldırılmasına yardımcı. Antep fıstığının içerdiği lutein ve zeaksantin adlı kimyasal bileşikleriyle gözde oluşan maküler dejeneratif bozukluğu engeller ve bu soruna bağlı körlük oluşumunu önler. Hızlı kilo verebilmek için ikindi öğününe en sağlıklı alternatif olduğunu da unutmamanızı tavsiye ederim. on bilimsel veriler kilo yönetiminde çok önemli değişikliklerin bireylerde daha fazla kilo kaybettiğini keşfetmeye devam ediyorum.

Değişen yaşam koşulları, sağlıklı besin bulabilme kargaşası ve her kafadan çıkan diyet önerilerine son vermek istiyorsanız önerilerime dikkatle kulak verin. Fark etmeden diyet beslenme eğitim sisteminde de uyguladığımız ve çok önemli sonuçlar aldığımız bilimsel tüyolarla kendinizi yenileyecek, beslenme sanatını bedeninizde uygulayıp değişiklikleri hızla hissedeceksiniz.

Hızlı kilo vermek için 2 ana 1 ara öğün

Genelde bireylerin duyduğu ve uygulamaya çalıştığı kilo vermek için 6 öğün kuralıdır. Oysa sağlıklı bireylerin hiçbir zaman 6 öğüne ihtiyaçları bulunmaz. Çünkü sık yemek bazı hormonları özellikle tokluk sağlayıcı hormon olan leptini, baskılar ve vücut insülin dengesinde sıra dışı bir dengesizlik yaratarak yemek yeme dürtüsünü açığa çıkarır. Hızlı kilo kaybı için dengeli diyetin öğün sayısı 4. Kahvaltı, öğle, ikindi ve akşam yemeği düzeniyle hızlı kilo kaybedersiniz. Eğer öğün aralarını da en az 3 saat en fazla 6 saat zaman dilimiyle yemeğe özen gösterirseniz metabolizmanız düzenlenir ve vücut enerji dengesini kurarak kilo kaybını hızlandırır.

Çok fazla su içince çok kilo verilmez!

Sürekli duyduğunuz bir diyet yalanını daha size açıklamak isterim. Kilolu birinin günde litrelerce su içmesi sağlıklı beslense bile kilo verdirmez. Su içmenin amacı vücut su dengesini korumak ve vücudunuzun çalışması için gerekli olan ortamın devamlılığını sağlamak. Günde 8 su bardağı su içmeniz yeterli. Ancak kilo vermek değil, yağ yakışını artırmak istiyorsanız en az 13 su bardağı kadar içmenizi öneririm. İçerdiği tianin amino asidinden dolayı hem bağışıklık sisteminizi artırmak, kilo verirken vücut direncinizi düşürmemek için en çok 2 çay fincanı siyah çay içebilirsiniz. Metabolik hareketlerimizin devamlılığı için de en çok 5 fincan yeşil çay içmenizi öneririm. İşte kilit nokta daha! Kahve içmeyin diyenlere inanmayın. Günde 4 fincana kadar filtre edilmiş kahve içmeniz kilo veriminizi hızlandıracaktır. İçerdiği kafeol ve kafestol denilen maddeler sizin sağlıklı kilo vermenize yardımcı olacaktır. Öneri bu içecekleri öğünden en az 1 saat sonra içmeniz. Böylece besin değerleri de kaybolmaz.

Hızlı değil yavaş tempoda yürüyün

Kilo verirken birçok kişinin yaptığı en büyük hata, hızlı tempoda yürüyüşler yapmak. Zayıflamak isterken kilo veriminizin durmamasını istiyor ve daha ince görünmek istiyorsanız yavaş tempoda yürüyüşü tercih edin. Yavaş tempolu uzun yürüyüşle normal yaptığınız bir egzersize göre % 70 daha fazla yağ yakarsınız. Size önerim, yürüyüş bandında en az 4,0 en çok 5,2 düzeyde en az 70 dakika yürüyün. Haftada 4 kez yapacağınız fiziksel aktiviteyle basen, karın ve kalçada biriken yağlardan sağlıklı beslenme düzeninizin yardımıyla kolayca kurtulacaksınız.

Oksijeni iyi kullan ve daha çok kilo ver

Egzersiz yaparken daha fazla yağ kitlenizin yanmasını istiyorsanız mutlaka bol oksijen kullanımı sağlayacak bir teknik geliştirmelisiniz. Bunun en kolay yolu egzersiz süresince sadece burundan nefes alıp vermek.

15 adeti geçmeyecek şekilde Antep fıstığı yiyin

Ara öğünlerde ne yediğiniz kilo vermenizde önem kazanır. Yapılacak 1 ara öğünde içerdiği bakır ve manganezle mükemmel kaynak olan Antep fıstığı bu kadar az yemeyle bile doyuma kolaylıkla ulaştıran nadir besinlerden.

Kilo kaybında etkin diğer bir önerim de tuzu azaltın!

Ülkemizde de yapılan en önemli beslenme hatalarından biri, çok tuzlu yemek. Birçok kişi, sanılanın aksine tuz ihtiyaçlarının geldiğini düşünerek besinlere tuz ekler. Aslında besinlerle birlikte günlük tuz alımınızı karşılamış olursunuz. Unutmayın 1 gram tuz vücutta yaklaşık 200–250 ml. su tutar.

Öğlen sebze akşam yüksek proteinli yemeniz kilo kaybınızı hızlandırır

Kilo verenlere baktığımızda genelde hem öğlen hem akşam sebze yediklerini görürüz. Çoğunlukla da proteinden zengin iki öğün yiyerek başarıya ulaşmaya çalışırlar. Ama iki öğünde sebze yerseniz kısa bir süre sonra halsizlik, saç ve kaşlarda dökülme, dikkatte azalma görülürken kilo verme süreci 3–5 hafta sonra duraksamaya girer. Bunu yapmayın. İki öğünü proteinden zengin besin olan sadece et ve çeşitleri ile yerseniz kilo kaybınız sebzeye göre biraz daha fazla olacaktır. Öğleyin sebze, yoğurt, ekmek ve salata, akşamsa avuç içi kadar balık/ tavuk, ekmek yiyin.

Kahvaltıda her gün farklı yiyecek yemek kilonuzun hızını artırır

Yapılan çalışmalarda farklı besinleri yemek, hem tekdüzeliği kaldırır hem de sevilen tüm yiyeceklerin yenilmesine olanak sağlar. Ama değişik yiyecekleri bu iki duygu durumunun ötesinde farklı yararları olduğunu çalışmacılar kanıtlamıştır. Her zaman aynı besinleri tüketmek maalesef kilo verdirmez. Sadece bir öğünde bile yapacağınız bu çeşitlilik, kiloyu hızlı vermenizde kilit rol oynayacaktır.

Uzm. Dyt. Selahattin Dönmez

Bu palyaçoları izleyen kadınlar hamile kalıyor!
İlk tüp bebek tedavisi bundan 40 yıl kadar evvel gerçekleşmişti. Bu sürede milyonlarca tüp bebek dünyaya geldi. Bilim insanları bu alanda durmadan çalışıyor. Her geçen gün ulaşılan yeni bilgi ve teknolojiler tüp bebekte, başarı çıtasını biraz daha arttırıyor.

Pek çok araştırmaya göre, tüp bebek tedavisini destekleyen alternatif yöntemler sayesinde hamile kalma olasılığını yükseltmek mümkün. Duyunca çok şaşıracağınız hatta şaka zannedeceğiniz yöntemler bile var. İşte bunlardan biri palyaçolar! Yanlış duymadınız... 'Tıbbi palyaçolar' tüp bebekte gebelik şansını tam iki kat arttırıyor!

ÜNLÜ BİLİM DERGİSİNDE YAYINLANDI
İsrail'de yapılan araştırmada embriyo transferinden sonra tıbbi palyaçoların şovunu izleyen kadınların %36,4'ü gebe kalırken, palyaçoları izlemeyen grupta gebelik oranı %20,2'de kaldı.İlginç araştırma Zrifin'de (İsrail), Assaf Harofeh Tıp Merkezi Kısırlık ve Tüp Bebek Ünitesi'nde yapıldı.

Üreme tıbbı alanının en önemli bilimsel yayınlarından Fertility and Sterility dergisinde de yayınlanan palyaço araştırmasının detaylarını Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen anlattı:

219 KADIN BİR YILDAN FAZLA İZLENDİ
"Araştırma kapsamında tüp bebek tedavisi gören kadınlarda, embriyo transferi sonrası profesyonel medikal palyaço gösterisi izleyenler ile izlemeyenler arasındaki gebelik oranları karşılaştırıldı.

Tüp bebek tedavisi gören 219 kadın bir yıldan fazla bir süre izlendi. Takip edilen kadınların yarısı embriyo transferinden hemen sonra 15 dakika süreyle komiklikler ve sihir gösterilerini içeren palyaço şovu izlediler. Bu şov bu çalışma için özel olarak oluşturulmuştu.

PALYAÇOLARI İZLEYENLER HAMİLE KALDI
Çalışmanın sonunda embriyo transferinden sonra palyaço şovu izleyen kadınların %36,4'ü gebe kalırken, izlemeyen grupta gebelik oranı %20,2 olarak saptandı. Kadınlar arasındaki kahkaha farkı, palyaço izleyen grubun daha fazla gebe kalmasını sağladı.

Araştırmanın sonuçlarına göre, gebelik oranındaki bu fark yıllardan beri zor bir tedavi gören kadınlardaki stres faktörünün ortadan kalkmasıyla oluşmuştu. Bilindiği gibi tüp bebek başarısında stres önemli bir olumsuz faktör.

Bu araştırma, tüp bebek tedavisinden sonra palyaçolarla eğlendirilen ve mizah ile stres seviyeleri azalan kadınlarda başarı oranının daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Üstelik hiçbir yan etkisi de yok...

Avrupa, Avusturalya, Kuzey Amerika ve İsrail'de özellikle çocuk hastanelerinde olumlu etkileri nedeniyle hastane palyaçoları istihdam ediliyor."

Op. Dr. Betül Görgen, palyaço gösterisinin yanı sıra embriyo transferinden önce stresi azaltmak için yapılacak akupunktur, hipnoz gibi uygulamaların da başarıyı arttırdığını söylüyor.

Stressin doğurganlığı azalttığını belirten Op. Dr. Betül Görgen, herhangi bir fizyolojik sebebi bulunmayan tüm anne adaylarına stresle mücadele etmeyi tavsiye ediyor.

İzsiz meme estetiği mümkün mü?
Ameliyatsız estetik uygulamalarına bir yenisi daha eklendi. Medikal dolgu uygulamaları göğüs estetiği için kullanılabiliyor. Üstelik kesisiz, ağrısız, izsiz ve günlük hayatı etkilenemeyen iyileşme süreciyle, önümüzdeki yılların favori estetik uygulamaları arasında yer alacağı öngörülüyor.

Ameliyatsız göğüs estetiği hakkında bilgiler veren Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bülent Cihantimur şunları söyledi: "Her kadın için son derece önemli olan göğüs estetiği yakın zamana kadar sadece cerrahi implantlarla yapılabiliyordu. Fakat gelişen teknolojiyle birlikte, modern tıbbi biyoteknoloji araştırmaları, medikal dolgu uygulamalarının kullanım alanlarını da artırdı ve artık göğüs büyütme için tek seçenek cerrahi uygulamalar değil.

Medikal dolgu malzemelerinin fonksiyona uygun geliştirilmesi sayesinde ameliyatsız göğüs büyütme uygulamaları yapabiliyoruz, üstelik halk arasında silikon diye tabir edilen göğüs protezi-implantı kullanmadan. Bıçak altına yatmak istemeyenlere ameliyatsız bir şekilde istenilen belirgin göğüs büyüklüğünü sağlayabiliyor ve şekillendirme yapabiliyoruz"

Silikon yerine tuzlu su

"Ameliyatsız göğüs estetiği uygulamasında kullanılan medikal dolgu, yüz bölgesine kullanılanlardan farklıdır. Vücut bölgeleri için tasarlanmıştır ve içeriğinde hidrofilik jel dediğimiz, %98 oranında tuzlu su barındıran yenilikçi bir sistemdir. Dolgu malzemesinin yumuşak dokuya hacim verici etkisi, cilt yumuşatma ve gençleştirme yetisi sayesinde ameliyatsız göğüs büyütme estetiğini son derece güvenli ve doğal bir etki sağlayarak yapabiliyoruz.

Enjekte edilen dolgu, ortalama 5 ila 10 sene bölgeye hacim vermeye devam ediyor. Eğer bu süre zarfında büyüklükten memnun kalınmadığı durumlarda, dolgu tekrar mikro bir girişle dışarıya alınabiliyor" ifadesinde bulunan Cihantimur, işlemin sağlık açısından herhangi bir riskinin olmadığını da belirtti. Cihantimur, sözlerine şu şekilde devam etti: "Gebelik veya emzirme sonrası oluşan göğüs hacim kayıplarında, küçük göğüsleri istenilen büyüklüğe getirmede, göğüs asimetri sorunlarında ve hatta göğüs dokusunda oluşmuş deformiteleri düzeltmede bu dolgu uygulaması son derece etkili ve memnun edici geri dönüşler sağlıyor".

Fark ettirmeden göğüslerinizi büyütebilirsiniz

"Göğüslerinin formundan ve büyüklüğünden memnun olmadığını belirten hastalarımızdan bazıları, çevresindeki insanların tepkisinden çok çekiniyorlar. Cerrahi uygulamaların uzun süren iyileşme süreçleri de buna eklenince, bedenlerinden mutsuz oldukları halde herhangi bir girişimde bulunamadıklarını belirtiyorlar.

Dolgu enjeksiyonlarında, normalde tek seansta yaptığımız işlemi birkaç seansa bölerek, göğüs büyütme yapabiliyoruz. Bu şekliyle hem hasta yavaş yavaş yeni görüntüsüne alışıyor, hem de çevresindekiler aşina oluyor. Sonuç zaten son derece doğal ve muazzam bir estetik görüntü veriyor. Ayrıca işlem sonrası iyileşme süreci gibi bir sıkıntı da olmadığı için, memnuniyet oranı oldukça yüksek" diyen Op. Dr. Bülent Cihantimur, ameliyatsız göğüs büyütmeyi, geleceğin favori estetik uygulamaları arasında gördüğünü de ekledi.

Önizleme